Disgusting Food Museum'da yer alan bazı yemekler
Görsel: Fine Dining Lovers

Disgusting Food Museum

2 Shares
2
0
0

Kültürel farklılıklar, insanlara ait davranış ve düşünce biçimlerinin, beğenilerin ve yargıların arasına birtakım sınırlar çizer, onları ayrıştırırken; bu çeşitliliği doğuran kuvvetli bir unsur olarak gıda, yaşamın devamı için gerekli bir kaynak olmanın ötesinde, farklılıkları her an uzlaştırabilen ortak bir paylaşım alanı, bir masa gibidir. Çoğu zaman bir yemeği paylaşmak, bir yabancıyı arkadaşa çevirmek için en iyi yöntemdir. Gıdanın sebep olduğu bu uzlaşım, beğenide olduğu gibi eleştiride, hatta evrensel duygulanımlardan biri olan iğrenmede de kendini gösterebilir. Paul Eckman isimli bir antropoloğun dünyanın çeşitli ülkelerinde yürüttüğü araştırmadan elde edilen sonuçlar, iğrenme duygusunun 7 evrensel duygudan biri olduğunu ortaya çıkarmıştır (Ekman & Cordaro, 2011, p.367). İğrenme, canlı organizmayı enfeksiyon veya hastalık riskine karşı koruma amacıyla evirilmiş bir psikolojik sistemdir. Başka bir deyişle iğrenme, dinamik ve adaptif özelliklere sahip olan davranışsal bir bağışıklık sistemi olarak tanımlanabilir (Curtis, De Barra, & Aunger, 2011). Özetleyecek olursak, tiksinme duygusunun, pis, küflü ya da bozuk yiyecek ve içeceklere karşı verdiğimiz “kendimizi hastalıktan koruma” amaçlı bedensel bir tepki olduğu söylenilebilir. İğrenme duygusunun objesi farklı kültürlerde, farklı üretim ve hazırlama metotlarıyla ortaya çıkarılan yemekler olduğunda, meydan okumak sağlam bir mide ve kültürel sınırları aşabilecek cesur bir zihin gerektirir.

2018 yılında İsviçre, Malmö’de açılan Disgusting Food Museum ise ziyaretçilerini dünyanın muhtelif yerlerinde hazırlanan 80 geleneksel yemekle baş başa bırakıyor ve tadım etkinliği ile müzeciliğin de sınırlarını zorlayan bir deneyim yaşatıyor. Geçtiğimiz yıllarda, Museum of Failure koleksiyonunun da yaratıcısı olarak tanınırlık kazanan Dr. Samuel West’in son projesi Disgusting Food Museum’un olağandışı cazibesi, ‘menü’sünde çürümüş köpek balığı etinden, boğa penisine, yarasa çorbasından, kurtlu peynire kadar birçoklarının iğrenç olarak tanımladığı yemekleri bulundurmasından geliyor (Marcus, 2018).

Kaynak: Disgusting Food Museum

Müze bileti olarak ziyaretçilerine kusabilmeleri için bir kese kâğıdı veren DFM, tadım etkinliği ve kusmama yarışması ile birlikte ilgi çekici bir iletişim stratejisi izliyor ve geniş kitlelere ulaşım sağlıyor. Öyle ki başlangıçta sadece Malmö’de bulunan müze yalnızca bir sene içerisinde Nantes’da ve Las Vegas’ta da kapılarını ziyaretçilere açtı. (Deutsche Welle)

DFM’de izleyicilere / misafirlere bilet olarak verilen kusma torbaları.

Beğeniler üzerinde belirleyici olan etnik merkezci yaklaşımın kültürel görelilikle çatıştığı bir atmosfer yaratan ve ziyaretçiyi beslenme şekilleri üzerine sarsıcı bir sorgulamaya iten DFM’nin hedef kitlesini, lezzet algısının sınırlarını zorlamak isteyenler ve meraklılar oluşturuyor.

Dünyanın en “iğrenç” 80 yemeğinin teşhir edildiği ve gelen ziyaretçilerin sergilenen yemeklerin tadına bakabildiği bu müzenin hayata geçirilmesinde rol oynayan ana fikir ve misyon, lezzetin tanımının genellikle kültürel sınırlar içerisinde yapılıyor olduğu gerçeğini göstermek ve farklı kültürlerde çokça tüketilen ve sevilen yemeklerin bir yabancının gözünde iğrençleşebildiğini anlatmak.

Mekân olarak eski bir mezbahayı kullanan müze, protein ihtiyacının böceklerden ya da laboratuvar üretimi etlerden sağlanmasına burun kıvıran pek çok insana gezegen için sürdürülebilir olmayan et üretim ve tüketim alışkanlıklarını farklı kültürlere ait gözde yemeklerle sorgulatmayı hedefliyor. Müze direktörü Andreas Ahrens, “…et arzumuzu beslemek için yetiştirilen hayvanların gezegene maliyeti korkunç. Bu şekilde yemeye devam edemeyiz.” diyerek insanları yeme alışkanlıkları konusunda daha sürdürülebilir bir tutuma teşvik etmenin müzenin vizyonlarından biri olduğunu söylüyor (Foerster, 2019).

Birden fazla koleksiyona ve galeriye ev sahipliği yapan içerikçe zengin, pazarlama ve etkinlik modelleri açısından çeşitli stratejiler yürüten müzelerin aksine oldukça deneysel ve yalnızca bir fikir üzerine inşa edilmiş olan DFM, eser odaklı değil insanın beğeni yargılarını konu alan bir çalışma yürüttüğü için başlı başına bir iletişim örneği olarak ele alınabilir gibi duruyor.

Kaynaklar:

Curtis, V., De Barra, M., & Aunger, R. (2011). Disgust as an adaptive system for disease avoidance behaviour. Philosophical Transactions of the Royal Society B: Biological Sciences, 366(1563), 389-401. doi:10.1098/rstb.2010.0117

Deutsche Welle (www.dw.com). (n.d.). Disgusting Food Museum opens in Sweden.

Ekman, P., & Cordaro, D. (2011). What is Meant by Calling Emotions Basic. Emotion Review, 3(4), 364-370. doi:10.1177/1754073911410740

Foerster, E. (2019, August 23). 80 of the world’s most disgusting foods. Opening October 31 in Malmö.

Marcus, L. (2018, December 3). Disgusting Food Museum going on tour.

2 Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir