Photo: Bobby Mandrup

Keşif: Rigmor

SPOT Festival Keşifleri 2024 yazımızda Nordik keşif ve bağımsız müziğini düşünününce taze ve tınılar bulmak adına mükemmel bir yer. Danimarkalı grup Rigmor bu yılki festivalin en güçlü performanslarından birine imza attı. Biz de Nordik Simit olarak konser öncesinde grupla sohbet etme şansına sahip olduk.

Aarhus’un en popüler müzik festivali SPOT’ta, ilk defa müzik hayatına Aarhus şehrinde başlayan gruba hayran kalmamız bir hayli tatlı bir tesadüf.

Sarah Wichmann, Oliver Stewart, Victor Sousa ve Lasse Lykke’den oluşan Rigmor tipik bir indie rock grubu. Hatırladığım kadarıyla Rigmor’u ben ilk teklilerinden beri radarıma almıştım. Ancak grubu aslında 2021’de Danimarka’ya taşınana kadar dinlememiştim. Rigmor’u oldukça eşsiz kılan şey ise edebiyat ve müziği öyle bir potada eritiyorlar ki Danca konuşun veya konuşmayın sözlerin güzelliğini bir şekilde hissediyorsunuz. Bir kere vokalist Sarah Wichmann’ın bütün üslubu ve varlığı bu güzelliği bir şekilde iletiyor. Fark etmemek imkansız. Nitekim grubun 4 Mayıs saat 21.00’daki konseri de grup hakkındaki tüm fikirlerimi ve tahayyüllerimi haklı çıkardı. Altını çizmek isterim ki Cumartesi günü saat 21.00 festivalin prime saati. Bu saatte sadece festivalin yıldız isimleri çalıyor. Rigmor ise o saatte festivalin en büyük ve en kalabalık sahnesinde dinleyiciyle buluştu.

Ben Rigmor’un 1 Mart’ta yayımladıkları ikinci uzunçaları “Vælter vi mørket”in her bir parçasına hayran kaldım. Albümde kesinlikle bir adet kötü veya off sound yok. Konserin inanılmaz geçeceğine zaten emindim. Yanılmadım da. Rigmor’un ilk iki teklisi “Træ” ve “Vægtløs” de nitekim hâlâ grubun en güçlü şarkıları arasında. Bence ilk iki tekli itibariyle böylesine ikonik şarkılara imza atan grup sayısı da bir hayli az. En azından İskandinav müzik sahnesinde böyle bence.


– Merhaba Rigmor! Nasıl gidiyor? 2024 sizin için şu ana kadar nasıl geçti?

İyi gidiyor! Yeni albümümüzü çıkardık ve Danimarka, İsveç ve Grönland’ı turladık. Gittiğimiz her yerde insanlar çok nazik ve tatlıydı. Daha fazlasını isteyemezdik.

– Grup adı Rigmor nasıl ortaya çıktı? İlginç bir şekilde, Rigmor benim en sevdiğim Danimarkalı kadın isimlerinden biri, haha!

Tamamen rastgele, barda tanıştığımız bir kızın adıydı ve bu ismin güzel bir grup adı olduğunu düşündük, haha. Yani grubun ismine dair maalesef çok fazla bir sembolizm yok.

– İlk tekliniz 2019’da çıktı. Grubun bir araya gelmesi ve yolculuğuna başlaması nasıl oldu? İlk albümün çıkması üç yıl sürse de, Rigmor teklilerle müzikal evrenini sağlam bir şekilde kurdu diye düşünüyorum. Bu gelişim dönemi grup için nasıldı?

Mart 2018’de çalmaya başladık ve bir süre küçük konserler verdik ve yeni şarkılar yazdık. Bu sadece eğlence içindi ve gerçek bir yaşam biçimi olacağını düşünmedik. İlk tekliyi çıkardığımızda, belki de önümüzde birçok heyecan verici macera olabileceğini fark ettik – ve o zamandan beri çılgın bir yolculuk oldu. Elbette yavaş dönemler oldu, ama çoğunlukla şimdiye kadar yaşadıklarımız için son derece minnettarız.

– Grupların arka plan hikayeleri beni büyülüyor, özellikle grup hakkında çevrimiçi sınırlı bilgi olduğunda çok daha meraklı oluyorum. Rigmor, Danimarkalı şair Michael Strunge’dan ilham alıyor. Strunge, Rigmor’un yaratıcı yönünü nasıl etkiledi ve şarkı yazımını nasıl şekillendirdi?

Strunge’nin şiiri aslında yolculuğumuzu başlatan şeydi; ilk birkaç şarkı onun metinlerinden yazıldı. Bu sadece bir deneydi, ama başlangıçta bizi tanımlayan şeyin bir parçasıydı ve kesinlikle sesimize de sızdığını düşünüyoruz.

– Okuyucularımızın İskandinav edebiyatına olan ilgisi ve özellikle Kuzey ülkelerinden kitapların Türkçe çevirilerinin sıklığı göz önüne alındığında, Rigmor’un Michael Strunge ile ilişkisine değinebilir misiniz? Punk şiir müzikal tarzınızla hangi yollarla uyumlu ve bu nasıl oluyor?

Artık o kadar değil, ama başlangıçta hepimiz punk şiir sahnesinde, özellikle Strunge’un iniş çıkışlarında büyük anlam bulduk ve bunu patlayıcı ve enerjik şarkılara dönüştürdük. Hala o şarkıları çalmayı seviyoruz, ama müziğimizle diğer ruh hallerine de dalabilmemiz gerekiyor. Ve son birkaç yıldır bizim için süreç bu şekilde oldu.

“Vælter vi mørket” albümüne giden süreç nasıldı? Şarkı başlıklarına baktığımda umut ve karanlığın bir zıtlığını hissediyorum. Bu şarkıları nasıl bir araya getirdiğinizi biraz anlatabilir misiniz?

Hepsini Danimarka’daki iki yazlık evde yazdık. Önceki şarkı yazımımızdan çok daha odaklanmış bir şekilde. Şarkıları, o zamanki yaşam durumlarımız ve birbirimizle yaptığımız konuşmalar temelinde yazdık. Kişisel olarak başımıza birçok harika şey geldi, ama aynı zamanda bazı karanlık zamanlar da oldu. Muhtemelen albümdeki ikiliği yaratan da buydu.

– Neden “Plasticsolen” ve “Sol” ile güneşe ilişkin iki şarkı yazmayı seçtiniz? “Plasticsolen”i Michael Strunge ile olan bağlantısını anlıyorum, ancak bu parçaların arkasında belirli bir hikaye veya referans var mı merak ediyorum.

Sol aslında basçı Victor’un oğlunun ismi. 🙂 Güneş aynı zamanda evrensel bir referans; hayat veren ve sıcak. Gezegenimize doğru şekilde davranmazsak bazen acımasız olabilir.

– Neden Danca şarkı söylemek ve şarkı sözü yazmak sizin için önemli?

Ana dilimizde şarkı söylemek bizim için kesinlikle çok şey ifade ediyor! Cildimizin altına daha fazla sızıyor ve yazımımızda daha nüanslı olmak daha kolay.

– Rigmor’u yakın gelecekte neler bekliyor?

Bu yaz festivallerle dolu ve ardından bir sonbahar turu var! Ve yeni albümümüzü yazmaya yeni başladık, bu çok heyecan verici 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir