Hvítur, Hvítur Dagur

3 Shares
3
0
0

Hlynur Pálmason kariyerine bir görsel sanatçı olarak başladı ve kariyerini daha sonra ödüllü kısa filmi A Painter ile mezun olduğu Danimarka Ulusal Film Okulu’nda eğitim alarak film yapımcılığına dönüştürdü. Pálmason’un ilk uzun metrajlı filmi Winter Brothers, dünya prömiyerini 2017’de Locarno Film Festivali’nin ana yarışmasında gerçekleştirdi ve dört ödül kazandı. İkinci uzun metraj filmi olan A White, White Day ile ise İzlanda’nın Oscar adayı oldu.

A White, White Day, eşini ani bir kaza sonucu kaybeden polis memuru Ingimundur’un trajik hikayesini anlatıyor. Uzun zamandır İzlanda’nın en büyük aktörlerinden biri olan Ingvar Sigurdsson’un başrolde olduğu film, oldukça alışık olduğumuz yas hikayelerinden birini sunuyor. Çarpıcı görselleriyle, etkileyici sessizliğiyle ve oyunculuklarıyla (ki burada çocuk oyuncu Ida Mekkin Hlynsdottir’i anmadan geçmek olmaz) tam bir İzlanda filmi izlediğimizi her an anımsıyoruz.

“Her şeyin beyaz olduğu günlerde, gökle yer arasında fark kalmadığında ölüler, hani fani olan bizlerle konuşabilir” film bu anonim söz ile açılıyor. Film boyunca da İzlanda’nın beyaz, bembeyaz sisler içerisindeki manzarasına ve Ingimundur’un kaybettiği eşi arkasından tuttuğu yas sürecinin kederine tanık oluyoruz. Ingimundur kaybettiği eşinin sadakati hakkında şüphe duymaya başlar ve gerçeğin peşine düşmeye karar verir. Duyduğu şüphelerin ve sorgulamaların ötesinde; karakterin kontrolü kaybedişi, çevresine karşı artan öfkesi ve saplantısının giderek büyümesi filmi içinde olduğu sakinlikten uzaklaştırarak filmin tansiyonunu yükseltir. Yönetmen film boyunca sık sık nesnelerin görüntüsüne odaklanmayı da ihmal etmez. Bir sahnede Ingimundur yolda giderken çarptığı yüksek bir kaya parçasını uçurumdan fırlatır ve kaya parçasının sulara düşünceye kadar, dağda yuvarlanışını izleriz. Nuri Bilge Ceylan’ın da Bir Zamanlar Anadolu’da kullandığı elma sahnesi eminim ki birçok izleyicinin bu esnada aklına düşmüştür. Eşinin ölümüyle ilintili olan bu kaya parçası Ingimundur’un yaşadığı ruhsal çöküntünün de bir simgesi gibidir.

İskandinav Sineması’nın iyi örneklerinden biri olan bu film, izlandik filmlerde aradığımız yeniliği bize sunmaz; fakat muhteşem coğrafyasıyla sunduğu görüntülerle hayran bırakmayı da her zamanki gibi ihmal etmez. A White, White Day güçlü finaliyle yavaş ama asla sıkıcı olmayan yapısıyla, bir keder ve koşulsuz sevgi filmidir. İyi seyirler.

3 Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir