Farväl Falkenberg

           2006 yılı İsveç ve Danimarka ortak yapımı olan film ‘Elveda Falkenberg’; hüzün, dostluk, gelecek kaygısı,sade yaşam,aile bağları ve şiirsel bir anlatım sunmakta,ayrıca akşamüstü izlendiğinde seyir keyfi on kat daha artıyor.Film küçük bir sahil kasabasında yaşayan bir grup arkadaşın paylaşımlarını ve dostluklarını ele alıyor. İç bunalım ve varoluşsal sorunlar yaşayan bu gençlerin hayatı, edebi bir dil ve güzel bir oyunculukla yansıtılmış.Hissettiği duygularını günlüğe yazan ve filmin bazı kısımlarında kendi ağzından dinlediğimiz David, yaşamını sonlandırmasıyla birlikte arkadaşlarını büyük bir üzüntüye terk ediyor.

Görüntü ve senaryo kadar soundtrack seçimi ile de öne çıkan filmin müzikleri Erik Enocksson’dan oluşturulmuş.Yönetmenliğini Jesper Ganslandt’ın üstlendiği ve senaryosunu da Fredik Wenzel ile yazdığı bu film Toronto ve Lisbon’dan ödül ile dönmeyi başarmış. Ayrıca sayfanın son bölümünde okuyacağınız  kesit filmi ve varoluşu da özetler nitelikte…

Alıntılar:

*Kendimle ilgili her şeyi yitirmiş gibi hissediyorum, Tıpkı ruhunu satıyormuş gibi hissettiren yere parmağını koymuşsun gibi bir şeydi.

 *Bütün gün boyunca ormanda takıldık, Şimdi ise, oraya geri dönmek tek dileğim,Ağaçların arasında kendimize ait bir vaha.Bir bungalov yaparız.Belki arada bir gelip ziyaret ederim.

 *Ailelerimiz…Onlar için de aynı böyle mi?Onlar da yaşlanıyor. Kırışıklıklar başlıyor. Saçlar ağarıyor. Gözler torbalanıyor.Akan zamanla yaşadıklarımızın aynını onlar da yaşadılar da…her şey aynı şekilde mi tekrarlanıyor?

*Patlayıncaya kadar ciğerlerini hava ile doldurursun. Kalbin sıkışır ve ılık kan beynine doğru akmaya başlar. Başın döner ve ateşin çıkar. Elin ayağın düşer.Her şey çok kısa bir anda oluverir. Ölmüş olursun. Belki güzeldir.Ben nereden bileyim ki?

 *Ben ölünce cenazem nasıl olacak, merak ediyorum. Belki görebilirim. Çünkü küçük kasaba cenazesi olur.Bir ihtiyarın cenazesine benzer.Genç insanlar burada ölmemeliler. Buradaki cenazelerde Rock ‘n’ Roll çalmaz, sonrasında herkesin içip eskiyi yâd edeceği partiler yapılmaz.Burada balıkçı kulübesinde kahve verilir.Akrabalar ve ihtiyarlar ölümü, son derece normal her gün yaşadıkları bir şey olarak görürler.Ama siz dostlar, beni gerçekten tanıyan dostlarım…Sizin neler hissedeceğinizi çok merak ediyorum.Belki bir an evvel unutmaya çalışıp, cenazeme gelmezsiniz. Bunu anlarım. Sizin yerinizde olsam, ben de orada bulunmak istemezdim. Beni özleyecek misiniz?Herkes bazı seçimler yapabilir. Belki de benim isteğim de budur.

Bunu anlayabilecek misiniz?

Anlamanız benim için önemli.

*İstasyona gidip bir bilet alabilir sonra trene atlayıp, başka bir yere gidebilirdim. İçinden geçtiğim tüm şehirleri rayların vızıltısı eşliğinde izleyebilirdim. Bir yerlerde ev tutup, bütçemin yettiğince yaşayabilirdim. Önyargılı bir toplum ve bize biçilen rollerden uzakta. Yeni bir hayata başlayabilirdim. Stajyer dekoratör olabilirdim. Ve bu işe cidden önem verebilirdim. Belki şansım yaver giderse, yeni insanlarla tanışabilirdim. Konuşacak yeni insanlar. Yeni arkadaşlar. Müdür veya bankacı falan olmak için okula gidebilirdim. Dolgun bir maaş kazanıp, üstüme başıma güzel kıyafetler pahalı kıyafetler alabilirdim. Tam istediğim tarzda. Belki orada bir kızla tanışırdım. Birbirimizi seveceğimiz bir kızla. Birlikte zaman geçirebilirdik. Sadece ikimiz. Geç saatlere kadar yataktan çıkmadan,sadece birbirimize zaman ayırıp geri kalan her şeyi unutarak anladığımız dilden konuşabilirdik. Belki kavga eder, sonra çözerdik. Konuşur, yola devam ederdik. Deniz kenarına arabamızla gider, kendimize bir ev alıp, çocuk yapardık. Üç ya da dört çocuk. Sevimli, sağlıklı çocuklar. Onları çok severdim. Onlara bir ev ve baba sıcaklığı sağlardım. Muhtemelen gecenin bir yarısı uyanır seçimlerimi ve aşkımı sorgulardım. Zifiri karanlıkta sokakta biraz yürür, geçen arabalara bakar, sokak lambalarında gözlerimi kamaştırır, yapayalnız halimle soğuğu iliklerimde hissederdim.Sonra yatağıma döner, ona sarılır, hem kendimden hem de karanlıklarımdan tiksinirdim.Sonra sisin ardında bir şey görürdüm.Memleketimi özlerdim. Doğduğum yeri, memleketimi. Belki de hiç ayrılmayacağım deniz kıyısındaki şu küçük kasabayı.

Belki hayatımı orada sonlandıracağım.

Belki de benim seçimim budur.

Belki hiçbir yere gitmeyeceğim.

Burada kalacağım. İşte seçimim bu.

Seçimim bu.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir