Röportaj: Johannes Kuhnke

Johannes Bah Kuhnke

İsveçli yönetmen Ruben Östlund‘un yönettiği Turist veya orijinal ismiyle Force Majeure‘deki başrol Tomas‘a hayat veren Johannes Kuhnke ile biraz sohbet ettik. Film ile ilgili yazımızı da buradan okuyabilirsiniz.

-Oyunculuk sektörüne ilk önce tiyatro ile başladın. Peki Force Majeure gibi büyük bir projede nasıl rol aldın?

-Johannes: Bence bu işin sorumlusu Ruben’in akıl hocası Kalle. Kalle, İsveç’te çok büyük bir yapımcı. Bu rol için gerçekten birçok kişiyi denediler. Sonra ben Kalle ile tanıştım, bana birkaç öneride bulundu. Saatlerce konuştuk ve rol benim oldu.

-Force Majeure’nin hikayesini öğrendiğinde ne düşündün? Karakterin Tomas hakkında nasıl hissettin? 

-Johannes: Hikaye genel bir bakışla gerçekten harika. Sonra sıra kendi karakterim Tomas‘a gelince ona nasıl tahammül edeceğimi düşündüm. İnsanlarda erkekler en iyi dansa sahip olmalı, en iyi sese sahip olmalı, en iyi vücuda sahip olmalı gibi bir algı var. Sanki erkekler süper insanlarmış gibi. Bu yüzden karakterim Tomas hep eleştirildi. Aktris tabii ki en iyi kısımları oynadı, ideal olanları. İnsanlar da filmi seyrederken her şeyi kendi hayatlarıyla bağdaştırdı. Erkekler de en kötü ilan edildi. Filmden önce de birkaç çiftle görüştüm ve hepsi “Benim erkeğim asla böyle bir şey yapmaz.” demişti. Bu da beni epey korkuttu.

-Tomas için kesinlikle ödlek diyebiliriz. Sence neden her şeyi reddetti ve ailesini orada bıraktı? Tomas’ın yerinde olsaydın sen ne yapardın?

-Johannes: Bence bu birkaç nedenden dolayı. Öncelikle Tomas imajını mahvetmek istemedi. Tabii ki korkuyordu da. Tomas’ı sevmiyorum çünkü kendi problemleriyle baş etmesini bilmiyor. Kaçıp tüm problemlerin çözüleceğini düşünüyor. Böyle bir şey yok! Bu konuyu çoktan Ebba ile konuşsalardı bu kadar zayıf düşmeyecekti. Dahası Ebba bu konuyu insanların önünde de tartışmaya başladı. Tomas gerçekten zavallı.

force majeure-turist-kristofer hivju-johannes kuhnke

-Kristofer Hivju en sevdiğim İskandinav aktörlerden birisi. Filmde sizin sahneleriniz de gerçekten çok başarılıydı ve diyaloglar çok keyifliydi. Peki, Kristofer ile çalışmak nasıldı?

-Johannes: Kristofer ile çalışmak çok eğlenceliydi! O sete gelene kadar herkes çok depresifti, sonra Kristofer bitmek bilmeyen enerjisiyle geldi ve bizi mutlu etti. O enerji de elbette filme yansıdı. Kristofer seti terk ettiğinde ise yine depresifleştik. Sahip olduğumuz bütün enerji gitmişti.

-Filmin sonunda Ebba birden otobüsü terk ediyor. Yani, çocuklarını da terk etmiş oluyor. Sence bu davranışı kasten miydi? Tıpkı Tomas’ın yaptığı gibi. 

-Johannes: Evet, bu sahne kastendi. Ruben böyle yapmak istedi. İlk Tomas’ı yargıladık, şimdi sıra Ebba’da. Onu da yargıladık. Ama tek bir algı var ki “Erkek kahraman olmak için yaratılmıştır.” Bu çok yanlış.

537b14a5852fd

-Kristofer ile biraz kayak yaptıktan sonra bir yerde dinlendiniz. Etraf karlarla kaplı iken oradaki insanlar ise ince kıyafetler giyiyordu. Bu çok dikkatimi çekti. Alpler’desiniz ve insanlar ince kıyafetler giyiyor. Hatta arkanızda elektrikli ısıtıcı da vardı. Bu sahneler stüdyoda mı çekildi? 

-Johannes: Haha, bu çok doğru! Çok dikkatlisin. Bu sahneleri Gothenburg’da sıcak bir yaz gününde çektik. Kar makinelerimiz vardı! 🙂

-Johannes: Haha, bu doğru! Çok dikkatlisin. Bu sahneleri Gothenburg‘da sıcak bir yaz gününde çektik. Kar makinelerimiz vardı! 🙂

-Ruben ile başka bir projede çalışmak ister miydin? Birlikte yeni projeleriniz var mı?

-Johannes: Ruben’in yeni projeleri hakkında tartışıyoruz. Bence o dünyadaki en ilginç yönetmenlerden birisi. Ruben ile yeni bir projede çok çalışmak isterim. Fakat şuan elimizde herhangi bir proje yok.

-Biraz klişe olacak ama seni tanımak için bir iki soru sormak istiyorum. Aktör olmaya nasıl karar verdin? Gençken oyunculukla ilgileniyor muydun? Yoksa her şey şans eseri mi ortaya çıktı? 

-Johannes: Aslında ben müzik okuluna gidiyordum. Hatta birkaç müzik grubum bile vardı. Sonra hayatımın vaziyetine baktım ve müzikten başka neler yapabileceğimi düşündüm. Drama ve müzik eğlenceliydi. En sonunda oyunculuğu seçtim. 2 yıl eğitim için Roma’ya gittim.

752870-arlima_mw1600

-Röportaj yaptığımız kişilere hep sorduğumuz bir soru var: En sevdiğin film nedir? Elbette favori Nordik filmini de duymak istiyoruz.

-Johannes: En sevdiğim filmi söylemek benim için çok zor, karar vermesi de zor. Ama sanırım David Lynch’in yapıtı Blue Velvet. Çoğu zaman bu filmi izliyorum. En sevdiğim Nordik film ise İzlanda yapımı olan Rams (İnatçılar). Palic Film Festivali’nde jüride yer alıyordum. Bu yıl ‘En İyi Film Ödülünü’ Rams’a vermiştik.

-Peki, Nordik müzisyenleri dinliyor musun? En çok dinlediğin isim kim? 

-Johannes: Evet, tabii ki dinliyorum! Nino Ramsby kesinlikle favorim. Çok başarılı bir müzisyen.

-Son sorum. Genelde oyuncuların bir şekilde yolu çekimler için Türkiye’ye düşüyor. Peki sen hiç Türkiye’ye geldin mi?

-Johannes: Hayır, henüz hiç yolum düşmedi ama Türkiye’ye gelmek planlarım arasında. 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir