Kuzey Işıkları’nın Mitolojisi

Birçok insanı büyüleyen Kuzey Işıkları hakkında bugün az çok bilimsel bilgiye sahibiz. Bu bilgiler gerek uzaydan yayınlanan görüntüler ve Kuzey Işığı uygulamalarındaki bilimsel değerlerle, gerek harika fotoğraflarla mutlaka karşımıza çıkıyor. Ancak bilimsel açıklamaların dışında Kuzey Işıkları (aynı zamanda Güney Işıkları) hakkında o kadar çok mit var ki coğrafyalara ayırarak incelemek belki de en doğrusu.

Lapland Northern Lights, 8 Nisan 2016 – Juan Carlos Casado

Antik Yunan ve Roma

Kuzey Işıkları olarak bildiğimiz “Aurora Borealis” kelimelerinin etimolojik kökeni Yunanca’ya dayanıyor. Bu dilde “Aurora” gündoğumu, “borealis”  ise rüzgar anlamına geliyor. Yunanları, isim atası olacak kadar etkileyecek ışık oluştuğuna göre o zamanlar dünya bildiğimizden daha farklı bir yer olmalı. Çünkü bu kadar güneyde ışık aktivitesi daha önce duyulmamış bile! Bu etkiyle, Aurora Borealis, Güneş Tanrısı Helios ile Ay Tanrısı Seline’in kız kardeşi olarak Yunan Mitolojisi’ndeki yerini de almış. Görevi ise rengarenk arabasını gökyüzünde sürerek, kardeşlerine gün doğumunu müjdelemek! Diğer deyişle, adının anlamına yakışır şekilde “gündoğumu rüzgarı”nı estirmek. Romalılar için de durum pek farklı değil. Onlar da ışıkları Şafak Tanrıçası olarak adlandırıyorlar.

İskoçya ve İngiltere

Buralarda Aurora’nın namı pek hoş değil. Çünkü rivayete göre Fransız İhtilali’nin hemen öncesinde gökyüzü kırmızı ışıklarla kaplanmış. Akabinde yaşanan İhtilal ile birlikte, ışıkların komşularındaki olayların habercisi olduğu düşünülmüş. “Kanlı Aurora” da denilen bu doğa olayı o kadar nadir görülüyor ki NASA’nın resmi olarak paylaştığı kırmızı Aurora fotoğrafları olsa da hala gerçek olup olmadıkları tartışılıyor. Dolayısıyla o dönemde yaşayan insanların gördüklerine bu anlamı yüklemesi oldukça doğal.

NASA’nın web sitesinde yayınladığı Red Aurora’lardan biri, 24 Ekim 2011 – Tobias Billings

Çin, Japonya ve Avustralya

Çinliler, çok nadir gördükleri bu doğa olayını elbette ejderlerle, nam-ı diğer dragonlarla bağdaştırmışlar. Gökyüzünde dans eden bu ışıklar, onlara göre birbirlerine alev püskürten “iyi” ve “kötü” ejderhaların savaşı.

Japonlar ise -coğrafi versiyonu ile- Güney Işıkları’na şahit olarak gebe kalındığında, doğacak çocuğun görünüş ve zeka açısından kutsanmış olacağını düşünürmüş. Bir nevi “Sevişmek ah ne hoştur yıldızların altında” durumu. Hatta bu inanıştan dolayı özellikle İzlanda’da Uzak Doğu’dan çok fazla turist var. Bu nedenle Kuzey Işığı avına çıktığınızda çalılıklara çok yaklaşmamak gerekiyor 🙂

Aborjinler ise tanrılarının gökyüzü dansı olarak izlemişler hep Aurora Australis’i.

Aurora Australis, Hubble Teleskopu – NASA

Kuzey Amerika

Burada bir çok kabilenin farklı kabulleri var. En etkileyicilerinden birisi de Cree Yerlileri’nin inancı. Onlara göre Aurora, yaşam döngüsünün bir parçası ve dünyayı terk edemeyen ruhların yaşayan sevdikleriyle iletişim kurma aracıymış.

İskandinavya, İzlanda ve Grönland

Geldik işin ana vatanına. Kendine yaraşır şekilde en fantastik efsaneleri üreten coğrafya burası. İzlandik atalar, Aurora’nın doğum sancısını azalttığına inanıyorlarmış. Tek şartla: doğum esnasında anne gökyüzüne bakmayacak! İnanca göre anne gökyüzüne bakarsa çocuğun şaşı doğmasına sebep olurmuş.

Grönland’da da aynı şekilde doğumla bağlantı kurulmuş olsa da burada durum İzlanda’dan biraz farklı. Çünkü iyileştirici özelliği bir tarafa, Aurora’yı ölü doğumlardan veya doğduktan sonra yaşanan bebek ölümlerinden sorumlu tutuyorlarmış. Sanırım en kötü hisler beslenen yer burası.

Fince’de Aurora için kullanılan kelime “revontulet”in anlamı kızıl tilki. Efsaneye göre tilki karın üzerinde o kadar hızlı koşuyormuş ki kuyruğu gökyüzüne değip Aurora’yı oluşturuyormuş. Laponya’nın yerel halkı olan Samiler tarafından benimsenen diğer bir inanış ise bu rengarenk ışıkların balinaların kuyruklarıyla çıkardığı köpükler olduğu.

İsveçliler için ışıklar tanrıların kuzeydeki bir volkandan gönderdiği, gelecek yılın bereketli geçeceğini müjdeleyen bir efsaneymiş.

Vikingler’de ise durum daha destansı. Işıkların, savaşta ölen kadın kahramanların ruhlarını (Valkyrie’ler), İskandinav Mitolojisi’nde tanrıların babası olan Odin’in bu ruhları beklediği salona (Valhalla’ya) taşıdığına inanıyorlarmış.

The Ride of the Valkyries, 1890 – William T. Maud

İşte bunlar hep hayal gücü 🙂 Son olarak meraklısına, bilinen en eski aurora kaydı M.Ö. 560 yılında Kral Nabukadnezzar zamanında bir kil tablete düşülmüş.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir