Skammen

skammen_14

Dünya sinema tarihine çok sayıda çektiği filmle birlikte adını altın harflerle yazdırmış, İsveç sineması dendiğinde akla ilk gelen isim olan Ingmar Bergman’ın 1968 yılında çektiği Skammen (Utanç) adlı filmi yönetmenin diğer filmleri kadar ön plana çıkmasa da filmografisinde önemli bir yere sahip. Filmlerinde daha çok karakterlerin iç dünyalarına odaklanan, toplumsal olaylara dokunmamasından dolayı sıkça eleştiri alan Bergman bu filminde savaşın etrafında dönerek bireyin hayatta kalma mücadelesini gösterse de, temel olarak onların çöküşünü ve bireylerin üzerindeki değişimini konu alıyor.

Jan ve Eva, geçmişte Filarmoni Orkestrası’nda müzisyenlik yapmış, İsveç’e bağlı adalardan birinde sakin bir yaşam sürdüren genç bir çifttir. Kendilerini soyutlamış, apolitik olarak değerlendirebileceğimiz bu çift; savaş sinyallerini verirken, kiliseler çanlarını çalarken ve askerler konvoylarla gezerken tüm kayıtsızlıklarıyla savaşın kendilerine sıçramayacağını düşünerek günlük hayatlarına devam etmektedirler. Eva’ya göre daha endişeli tavırlar sergileyen ama daha sakin yapısı olan Jan, kırılgan yapısıyla birçok defa Eva’yı sinirlendirmektedir. Ne var ki iç savaşın getirdiği tüm olumsuzluklar karakterlerin yapılarını, düşüncelerini ve davranışlarını değiştirecek, birbirlerine bağlı kalmalarını sağlayan ipleri koparacaktır. Fakat Bergman burada savaşı aralarındaki dengenin bozulmasında sadece bir araç olarak kullanıyor; temel olarak ise karakterleri insan doğasının kaldıramayacağı gerçekliklerle çarpıştırıyor. Filmi de bir “Bergman filmi” yapan büyük ölçüde bu unsur oluyor.

skammen_3_1

Çektiği filmlerde genellikle aynı oyuncularla çalışan yönetmen bu filminde de bir dönem ilişki yaşadığı Liv Ullmann’ı ve Max von Sydow’u tercih etmiş ve oyuncu yönetimindeki yeteneğini tekrar ortaya koymuştur. Ayrıca “Sinematografi insan yüzüdür” diyen yönetmen birçok defa karakterlerin yüzlerini yakın plan çekimleriyle etkili bir şekilde göstermiş ve seyirciyi duygusal bir katılım sürecine davet etmiştir. Film “En İyi Yabancı Film” dalında Altın Küre’ye aday olurken, Liv Ullmann da birçok festivalde “En İyi Aktris” ödülüne layık görülmüştür.

Film, yönetmenin evinin de bulunduğu uzun bir dönem yaşamını sürdürdüğü Faroe Adalarında çekilmiş ve Bergman bu ada hakkında bir röportajında şunları söylemiştir; “Sinirlenip bağırdığınızda kalabalıkta ‘sinir krizi geçiriyor’ gibi söylemler varken, burada yalnız bir deniz kıyısında belki sadece tek tepki havaya uçacak bir karga olacaktır. Hayat da böyledir, yalnızlık da.” Ayrıca bu kadar çok film çekebilmesi ve maddi açıdan sıkıntıyla karşılaşmamasını İsveç’te yaşıyor olmasına borçlu bulunduğu ifade eden yönetmen, Fransa ve İtalya’daki yönetmen arkadaşlarının sürekli hükümet tarafından engellendiklerini ya da yeterli destek görmediklerini de söylemiştir. Gerçekten de o dönemi incelediğimizde İsveç hükümetinin sanatçıları ciddi bir şekilde desteklediğini görürüz.

Bir Bergman harikası olarak zihnimize kazınan film, Bergman’ı özleyenler ve yeni tanıyacak olanlar için iyi bir seçenek olacaktır. İyi seyirler.

17438

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir